Bumerang

5 Nisan 2016 Salı

KARAKAS'TA SIRADAN BİR GÜN




Anlattığım tüm olumsuz şeylere rağmen, bir Karakas'lı ne yapar? Gününü nasıl geçirir?


Karakaslılar aslında güler yüzlü ve sakin insanlar. Sabah çok erken kalkarlar. Doğrudan süpermarket kuyruklarına girerler. Aralarında enteresan bir iletişim vardır. Bir gece öncesinden nereye ne gelmiş bilirler ve sıraya girecek olduklarını bilerek uyurlar.





 İşe gidecek olan da bunu yapar, işi olmayana zaten hava hoş. Kuyruklarda tüm gün bekleyebilirler. En az 5 saat. Ve kimsenin sinirlendiği görülmemiştir bu kuyruklarda. “Gracias a Dios” (Tanrı'ya teşekkürler) diyerek zikr çekerken gün çabucak akıp gider. Chavistaların çoğu zaten, “madem yemek yok, o zaman az yiyelim ne olmuş yani” kafasındadır. Muhalefet duruma öfkeli olsa da, baskı rejiminin yarattığı ortamda sinmiş durumdadır, o da sesini çıkarmadan bekler, bekler, bekler.... Kuyruklar, başka birileri için kazanç kapısıdır tabi ki. Mısır ekmeğinden yapılmış arepalar satılır köşe başlarında. Ya da perro caliente(hot dog) yemeye bayılırlar. Sosyalizmin can çekiştiği bu yalnız ülkede, Coca Cola da içilir, pepsi de, "Mc donalds gibisi yooook" diyerek hamburgerler de indirilir mideye, burger kingler de... Ama sözüm ona Venezuela her şeye karşıdır. Amerikayla bir ekonomik bağ kurmayacaktır. Kuyruklardan kafanızı kaldırdığınızda kocaman bilbordlarda şunu okuyabilirsiniz: “Miami'den mülk edinmek ister misiniz?” Bu bir şaka olmalı dersiniz önce, ama değildir. Yiyecek ekmek bulamayan Venezuelalı arkadaş, kafasını kaldırmadan kuyrukta sakince meditasyonuna devam eder. "Zengin alabilir elbette" der içinden. Adamın parası varsa niye almasın? Ama bilmez ki, bunları alabilecek gücü olan çoğu zengin aslında oy verdiği Chavistalardır. Bilir de bilmezden gelir belki de... Kulağında “yaşasın Chavez, Maduro'ya oy verin, fakirleri düşünen tek onlar!” sesleri çınlar. “Düşünmeseler, bize az paraya 2 paket pirinci kim verirdi? Gracias a Dios!”


Sonra kuyruk biter, eller poşetlerle dolar. 2 paket deterjan, 2 paket pirinç, 2 paket de şekerini alabilmenin mutluluğuyla, Hani Küba'daki eski arabaların, otobüslerin en eskisiyle, hatta ayakta durabildiğine şaştığınız araçlarla, insan istifi şeklinde binerler dolmuşlara, evlerinin yolunu tutarlar. Bu arabalar 50 yıl önce Amerikadan getirilmişlerdir. Çoğu zaman bozulurlar ve halk uzun süre bekler. Yine beklerler... 


Yiyecek ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bazen Karakasın bir ucundan öteki ucuna gelebilirler. Evlerine vardıklarında belki de diğer gün nereye gitmeleri gerektiğine dair bir mesaj sesi duyarlar, bir sonraki günün hazırlığını yaparlar. Evde şekerli ekmeklerini, olgunlaşmamış muzdan yaptıkları kızartmalara ketçap dökerek ya da patatese benzeyen yuca yiyerek mideyi doldurduktan sonra açarlar tvlerini. Latin Amerika kanallarındaki tv dizilerini, şovları izlerler... Bu kanalların hepsi hükümet tarafından satın alınmışlardır. Venezuela'nın cennet gibi bir yer olduğundan bahseder. Ama tek bir radyo kanalı vardır ki gerçekleri anlatan, o da çok az kişiye ulaşır. Bu rezilliği çekenlerin çoğu, daha iki gün önce bir cahavistanın muhalefetten birisinin kafasında şişeler kırdığını duymaz. İnsanların birbirine düşürüldüğünü bilmez. Gece süpermarket önlerini dolaşan asker dolu otobüslerin, kuyruklarda geceden bekleyenleri hapse attığını bilmez, duymaz. Halk bu otobüslere drakula ismini takmıştır. Drakulalar çoğalır ama Karakaslı duymaz, görmez. Görse de konuşamaz. Yasaktır çünkü her şey. 

Kuyrukta tüm gün bekledikten sonra, evine dönmek isteyen bir hamilenin elindekileri zorla alan serserilerin, bebeğin ölümüne sebep oldugunu bilmez. 
Bağımsızlık gününde mecburen tüm gün Los Proseres'te tutulan halkın, tören boyunca chavez-venezuela marşlarında dans ettiğini izler televizyonlardan. Oysa ki ağzında  tek dişi kalmış yaşlı teyzeler, amcalar, tören bitiminde diplomatik seyircilerin üzerine doğru delice koşar. Ve neden biliyor musunuz? Onlara dağıtılan kumanyalardan kalanlara bile razıdırlar. Çünkü açtırlar. 
Keşke bu yazdıklarımın fotoğraflarını ya da videolarını sizlerle paylaşabilsem. Maalesef bunu gerçekleştiremiyorum.




Eğer haftasonu ise, cuma, cumartesi geceleri mutlaka bir partiye gidilir. Çoğunlukla ev partisidir. Ya da güvenli bir yerde gruplar halinde girip çıkarlar. Çok yüksek sesli müzik dinlerler bu partilerde. Güvenlik deyip duruyorum ama nedense bu müzikler sabaha kadar sürer. Tahmin ediyorum ki orada yatıp, sabah kalkar kalkmaz evlerinin yolunu tutarlar. Bu yüksek müzikten kimse rahatsız olmaz biz Türklerden başka. Ama uyuz olduğum için rahatsız olmuyorum. Türkiyede böyle bir gürültüyle karşılaşmadım. Genelde Regaton denen müzikler çalar. Bu regaton, latin müziğinin arabeskidir. Bazen İngilizce r&b, disko parçaları da duyarsınız. Apartmanların alt katları eğlence alanıdır. Her apartmanın giriş katı doğum günü partileri için, düğünler için kiralanır. Yine bu güvenlik sıkıntısının oluşturduğu bir çözümdür. Tanımadığınız insanların “Cumpleanos feliz” diyerek doğumgünü kutlamalarıyla çocuk uyutmak zordur bu günlerde. Çünkü kutlamalarını tüm Karakas duysun isterler. Her parti hoparlörlerle canlı yayın yapar. Yüksek sesten rahatsız olan bir komşum var evet. Ama onun latin olduğundan şüpheliyim.



Evlerde bir parti yok ise, aşıklar tepesi misali Mirador'a gelir gençler. Mirador tepesi, Valle Ariba'nın tepesindedir. Avila dağına bakar. Tüm Karakas ayaklarınızın altında. Güvenlik sorunu yoktur burada. Bu yüzden geceleri aşıkların uğrak yeridir. Yürüyüş yaparken, abooov demeden önce bi kendinize gelin. Gençtir onlar. Elbette sarılıp öpüşecekler. Siz çocuğunuzun peşinden koşmaya devam edin, ya da babaya verin o ilgilensin, dondurmacı mutlaka vardır. Kızgın kumlardan serin sulara atlayarak anın tadını çıkarın.








Burada sevdigim seylerden birisi de zil takili seyyar dondurmacilar. Her yerde karsiniza cikabilirler. Hindistan cevizi kabugunun icinde dondurma bulursaniz mutlaka yeyin. Bir de peynir saticilari. Süt yok ama süt tozu var. Onunla peynir de yapiyorlar. Pan flüt ufleyerek yollardan gecen saticilar, her seferinde baktiriyorlar kendine. Nostaljik bir yanima dokunuyor sanirim. Gece boza saticilarinin seslerinin, gunduz gevrek saticilarinin seslerine karistigi cocuklugum geliyor aklima. 



Hafta sonları kamyon kasalarına doluşup Vargas yollarını tutarlar. Vargas, Karakas'a en yakın mesafedeki sahil beldesi. Çarpık yapılaşmayla turizmin izine rastlayamazsınız. Karakas'taki zenginler orada evleri olduğuyla övünürler ama sahil kenarını talan etmiş 12 katlı apartmanların bahçesindeki miniminnacık havuzlara girince çok mutlu olurlar. Ben girmedim orada denize, girebileceğimi de zannetmiyorum. Kültür çok farklı. Bizdeki günübirlikçi formunda ama daha sıkış tepiş. Sonuç aynı: İnsan eliyle kirlenmiş sahiller.
Burada her ailenin kocaman bir buzluğu vardır. Sahil kenarına gitmeden önce içine buz alınır, biralar doldurulur ve sahil kenarında denize yakın bir yere konur. Denizin içinde sere serpe uzanarak da içerler, grup halinde muhabbet ederler. Elleriyle uzanma mesafesindeki soğutucular akşama boşalmalıdır. Çok içerler ama gerçekten çok içerler... Akşam trafiğinde dönerler evlerine. Beklerler araba kuyruklarında ama mutludurlar. Sadece güneşin ve alkolün verdiği yorgunluk vardır yüzlerinde. Regaton dinleyerek ulaşırlar evlerine...


Beslenme biçimlerinin değişik olduğunu söylemeliyim. Zaten fazlaca yağlı insanlar da bunu kanıtlar nitelikte.

Parklara bahçelere de gitmeyi severler. Çimlere yayılırlar, çocuklarıyla beyzbol oynarlar. Çünkü hava hep güzeldir. Ama tek bir açık hava restoranı bulamazsınız. Bu da güvenlik sebebiyle. Sivrisineklerden korunma yolu aynı zamanda. Herkes klimalı buz gibi ortamlarda yemek yiyebilmek için sıra bekler. Misal Las Mercedes'teki Mamamia Restorant.

Noel tabi ki çok önemlidir. Avila Dağı'nın tepesinde kocaman bir ışıklı haç yanar uzun bir süre. Evler süslenir. Haftasonu gürültüsünden de daha gürültülüdür Noel geceleri. Yerler, içerler, bağırırlar, çağırırlar. Partiler çok coşkuludur. İsa'nın doğuşunu da bu şekilde kutlamayı ihmal etmezler. Evlerin pencerelerinden bile sabaha kadar havai fişekler atılır. Yetmez, sitelerin bahçesinden de atılır. Abartısız sabah 6'ya kadar devam eder. Bebeler uyuyamaz, olsun, bu benden başka kimsenin umrunda değildir. Venezuelalı olmadığını düşündüğüm komşum bile bunun bir gelenek olduğunu düşünüyor. Kültür onların kültürü tabi, herşeyi tuhaf karşılamak da saçma.

Bebeler demişken, hastaneden çıkar çıkmaz kız bebelerin altına bez bağlanır, kafalarına çiçekli bandana takılır. Tek bir tişört ve bez giydirilmiş erkek bebeler de minicik bedenleriyle alışveriş merkezlerinde aileleriyle birlikte gezerler. Bebelerin üşüdüğünü ve dışarıda çok yorulduğunu düşündüğüm için, içim cız eder. Avmler çok soğuktur. Dışarıda hava 28 iken içerisi 14 derecedir. Benden başkası ceket giymez içeride.


Karakas çok kalabalık bir kent. Neredeyse 6 milyonluk. Deniz kenarlarına git, tıklım tıklım. Parklara git, oturacak yer bulamazsın, avmler insan seli. Bu kalabalık tabi ki çok yüksek katlı binalarda yaşıyor. Daha düşük bütçeli insanların oturdukları binalardaki pencereler çok küçük. Balkon kültürü zaten olmadığı için, kurutma makinesi alamayanların pencereleri yıkanmış çamaşırlarla rengarenk. Demir parmaklıkların arasından o çamaşırları nasıl oraya dizerler hiç anlayamadım. 20 katlı bir binada bile en üst kattaki her pencereye zindan gibi parmaklık takılmıştır. Parmaklık da yetmez, çatılar elektrik telleriyle çevrilmiştir. Müstakil olanların bahçesi kocaman duvarlarla sarılmıştır, tepesi cam kırıklı, elektrik telli. En iyi semtte de bu böyle, en kötü semtte de. Çünkü hırsızlık, gasp olayları çok. Kimse kimseye güvenmez. Komşusuna bile. 

Her yerin yemyeşil olduğu bir yerde pencereler parmaklikli olsa da çiçeklerle kapatılır. Bu da güvensizliğin yarattığı saklanma duygusunun sonucu herhalde.


 Benzin çok ucuz olduğu için, ne yaparlar ne ederler araba alırlar. Ama eski ama çok yeni. Hatta durumu iyi olan ailelerde 2 araba vardır. Her apartmanın mutlaka otoparkı vardır. Ama araç fazlalığı sebebiyle yollarda da parklar görürsünüz. Çok araç, ucuz benzin... Egzos gazı..... Ah bu güzelim ülkeye öyle kötülük ediyorlar ki, doğa fazlaca güzel, egzos gazını bu yüzden pek hissetmiyoruz dışarıda ama avmlerin 5 kat altına kadar otopark, orada az solumadık bu zehri.


Halka açık yerlerde kocaman bir yazı ilişir gözünüze. "Bu iş yerinde herkes eşit haklara sahiptir ..." falan filan. Önce vay be dedim ne kadar güzel bir tabela, insana ne kadar saygılılar. Ama zaman ıcinde anladım ki bu coğrafya gerçekten ırkçı.

Mesela, başımdan geçen bir olayı anlatayım. Luz ile bir avm ye gittik. Ben bebeyi emzirirken dedim allah rızası için al iki kahve de içelim,  iki lafın belini kiralim. Hiçbir zaman iki lafın belini kıramadim ispanyolcamla ama döner dönmez acısını çıkaracağım kesin. Neyse, Luz bir geldi elinde iki bardakla, bardakların biri porselen diğeri plastik. Dedim bu neden? Ben siyahım ya ondan dedi durumu gayet normal kabul ederek. Benim için problem değil dedi. Tepemden kaynar sular döküldü sanki. Ben bu durumu asla kabul edemezdim ve gittim derhal değiştirin dedim. Dilim yetse daha çemkirirdim de o da bende yok. 
Luz yeğeni için iş isterken, "Ama o da siyah. Sizce bir sıkıntı olur mu?" diye de sormuştu. Çok üzücü değil mi? Hâlâ bu yüzyılda neler konuşuluyor!!!


Gelelim Karakas'a.... Trafikte ciddi bir kaos vardır. Ben bir iki kere kullanmayı denedim ama motosikletlerden gözüm korktu. Sağdan soldan her an çıkabilirler. Bisiklet kaskı bile olsa kasklarını takarlar. Bu motorizadolar her yere girip cikamazlar. Çünkü potansiyel hırsız gözüyle bakılır onlara. Bazı otellerin girişinde "motorcular giremez" levhasını da görürsünüz. Yetmez, güvenlik de orada durur içeri almaz.





Sokaklari oldukca renklidir. Grafitilerle suslenmistir ya da devrim zamanına ait resimler, yazilar vardir. Kagit afis pek gorulmez cunku yoktur. Duvarlar bildiginiz tuval gibi kullanilir. Bazi seyler yoktur iste. Mesela plastik. Bankaya kredi karti basvurusu yaparlar, plastik olmadigi icin aylarca bekleyebilirler. Bizler icin cok basit olan bir detay bile burada bir sorun haline donusur. 



Daha once bahsettim mi hatirlamiyorum, burada tek basina yasayan anneler coktur. Babalar durumu pek sahiplenmez. Cinsellik erken yaşlardan itibaren hayatin icindedir ve bunun sonucu olarak da cok erken cocuk sahibi olan cocuklarla karsilasirsiniz. Bebeler tum gun krese birakilabilir bu yuzden. Tek başına çocuk büyüten annelere devlet biraz maaş da verir ama o kadar az ki. Mecburen çalışır anneler. Luz da single motherlardan. Hatta 2 cocugunun babası da farklı. Burada bu gayet normal. Başka bir temizlik gorevlisinin 4 cocugunun da babalarinin ayri oldugunu duydum. Ahlak tartismasi yapacak degilim. Bize ne. Şunu anlatmadan gecmeyeyim bu konuyu. Komşum Leo, baska bir kadin komşumla tanistiracak beni. Şöyle diyor, "Bak bu Karla, o bir single mother."  Bunu duydugumda şok olmustum, çünkü çok özel bir durumu yine normallestirerek hic tanimayan birisine söylemişti.  


Ben de oglumu 1 ay boyunca kreşe verdim, 1 hafta sonra kaçarak uzaklastik. Biinci sorun hijyen. Bebeler yerlerde, temizlikten eser yok. Bebelere yedirilen sekerler, cikolatalar, pudingler. En cok da bu üzdü beni. Ben de niye benim oglum cılız da onlar toraman gibi diyordum. Meger basiyorlarmis sekeri el kadar bebelere.





Kendileri de her seyin icine seker koymayi severler.Tabi bulurlarsa...Geceleri dondurma yemeği severler. Burada süt olsa, daha neler yapacaklar. Venezuelanın dondurması meşhurdur. Las Mercedes'teki Versalles'in önünde kuyruklar oluşur. Sadece bir külah dondurma içindir bu zahmet. Gece dediysem, en fazla saat 9. Bu saatten sonra sokaklarda araba sesleri azalır. Herkes güvenli(!) kalesine, evlerine geri döner. Evde ya sular kesiktir ya elektrik. Bu durumla da yasamaya alışmış olan Karakaslilar dinlenmeye gecerler. Karakas sokakları sessizliğe gömülürken, evlerden gelen tv sesleri, müzik sesleri birbirine karışır.















Fotoğraflar aşağıdaki sitelerden alınmıştır:

http://www.noticias24.com/fotos/noticia/7674/en-fotos-colectivos-urbanos-pintan-graffitis-en-el-oeste-de-caracas-en-apoyo-a-la-candidatura-de-maduro/

http://www.noticias24.com/fotos/noticia/4474/en-fotos-caracas-se-llena-de-graffitis-en-apoyo-al-presidente-hugo-chavez/

https://eliascisneros.wordpress.com/2010/03/20/continua-el-viaje-la-gran-caracas-parte-x/

http://www.nbcnews.com/id/39388125/ns/world_news-americas/t/opponents-hope-rein-chavez-after-election/

http://www.aljazeera.com/indepth/inpictures/2012/09/2012930144527686313.html

https://zuplemento.wordpress.com/2008/07/22/top-50-graffitis-de-venezuela/

http://www.lapatilla.com/site/2014/03/20/los-grafitis-contra-maduro-que-rodean-las-calles-de-caracas-este-20m-fotos/


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder